Mahşer günü nasıl olacak mahşer günü tasviri

Derviş Blog - Kuran Oku - Yasin Suresi Türkçe: Mahşer günü nasıl olacak mahşer günü tasviri
cüz cüz kuran

Mahşer günü nasıl olacak  mahşer günü tasviri







Kuran ve sünnet ile Mahşer günü tasviri ile bir anda kendinizi mahşerde hissedeceksiniz.


okumayı hayal etmeyi (akletmeyi,düşünmeyi) sevmiyorsanız bu güzel fotoğraflarla süslenmiş sürükleyici
ve faideli yazı size göre değil.
kuran ve sünnet ışığında mahşer günü tasvirini okuyarak oturduğunuz yerde tefekkür sevabına girersiniz
inşallah.








bismillahirrahmanirrahim





Mahşer günü

-Vuuuuu! vuuu vuuu
Doğudan batıdan her taraftan duyulan ürkütücü bir uğultu...
O ses te ne?!
-ne güzel uyuyordum kim çıkarıyor bu sesi diyerek yerimden doğruluyorum
Doğrulmamla ürpermem bir oluyor
-burası neresi?!!!
Gözümün görebildiği kadar dümdüz bir vadi sanki güneşin dibi.
Güneş ilerde ve bir mızrak boyu yüksekte
Olanca sıcaklığı ile ortalığı kavuruyor
Önümdeki toprakta kipirdanmalar oluyor ve vee birer ikişer üçer insanlar topraktan çıkıyor
Ürperiyorum
Arkamı dönüp arka tarafa bakıyorum
Gözüm alabildiğine geniş bir düzlük ve milyarlarca insan hâlâ da toprağı yarıp yarıp çıkıyorlar ve o ses
Vuuu! vuuu vuuuu
Artık herşeyi anlıyorum kitaplarda yazan hesap günündeyim
Demek ki gönderilen elçiler doğruyu söylemişler..

Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde)
süzülüp-giderler. Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı?
Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (Yasin Suresi, 51-52)



Sonra kendi hesabım aklıma geliyor ve diz üstü kapanıp kalıyorum dizlerimin bağı çözülmüş.
Insanlar güneşin olduğu tarafa doğru sesin geldiği tarafa doğru gitmeye başlıyor kimi koşuyor kimi yürüyor kimi sürünüyor. Bende dizlerimin üzerinde sürünerek o insan seline dahil oluyorum sicak beynime islemis ilerde güneşin olduğu yerde tepede buluttan kürsü gibi birşey var ve yerde onun gölgesi var oraya gidersem biraz serinlerim diye düşünüyorum
Yürüyorum yürüyoruz yürüyorlar
Sıcak...
Ses vuuuu! vuuu vuuu
Korku ve ter...
Saatler geçiyor güneş yükselmeden alçalarak batıyor etraf zifiri karanlık oluyor ve o ses karanlıkta yine devam ediyor
Vuuuu vuuuu vuuu!
bazı insanların alınlarından kollarından ayaklarından el feneri gibi ışık çıkıyor o zaman anlıyorum ki bunlar dünyada iken abdestli namazli kişilerdi
Kendi ellerime kollarıma bakıyorum çok az bir ışık..
-ah keşke namaza abdeste gereken önemi verseydim..
diyorum
Durmak yok o nurlu insanların peşinden gidiyoruz güneş battığı yerden çıkmaya başlıyor ve yakıcı sıcak yine geliyor güneş yine 1 mızrak yükselip orada duruyor
Ses hiç kesilmiyor
Vuuuu vuuuu vuuuu
çok susadım...
insanlar susadı dilleri damaklarına yapıştı bir damla su yok.
Yürüyoruz.
Vuuuu vuuu vuuu
Yeter be ses sus artık!..
Vuuuu vuuu vuuu
Perişan oldum güneş ve gölge hala çok uzakta dursam ezileceğim insanlar büyülenmiş gibi sese doğru gidiyor
Vuuuu vuu vuuu
Ne kadar yürüdük kaç gün oldu bilinmez ama güneşin olduğu yere geldik fakat kürsünün gölgesine geçemiyoruz çünkü
arada kocaman bir uçurum var.
Ve o gölgede nur yüzlü insanlar toplanmış bekliyorlar.
onlar oraya nasıl geçmişler?!...
Vuuuu! vuuu vuuuu
Burada uçurumun eşinde toplandık ses hala susmuyor.
Günler geceler burada bekliyoruz
Vuuuu! vuuu vuuu
Insanlardan birisi bağırıyor.
-Artık camına tak etti ve koşarak uçurumdan aşağı atlamaya çalışıyor fakat görünmez bir duvara çarparak yere
oturuyor çaresizlik içinde ağlıyoruz..
ne olur artık ne olacaksa olsun çok bunaldık şu ses şu ses bir sussun ne olur!
Derken ses birden kesiliyor. Ve insanlar şaşkın ve korku dolu gözlerle birbirlerine bakıyorlar.
Simdi ne olacak ?
Korku feryat herkesi kaplıyor sonra bir takım iri yarı heybetli adamlar insanları gruplara ayırıyor
Kürsünün gölgesinden bir zat bağırıyor.
-Adaletli yöneticiler bu tarafa gelsiiin!
Birden kalabalıktan milyonlarca kişi görünmez duvarı ve uçurumu uçarak karşıya gölgeye gidiyorlar
Keşke diyorum Adaletli bir yönetici olsaydım..
Karşı taraftan yine bir ses
-Allah için birbirini sevenler bu tarafa gelsiiin!
yine kalabalıktan milyonlarca kişi görünmez duvarı ve uçurumu uçarak karşıya gölgeye gidiyorlar
Keşke diyorum Allah için allah dostlarını dindar insanları sevseydim..
aradan bir zaman geçiyor.
karşıdan yine aynı ses yükseliyor..
-Allah için gençliğinde iffetini koruyanlar buraya gelsiiin..
ve yine uçuşan milyonlarca insan.

imrenerek bakıyorum onlara..

ses yine yükseliyor..

-Gizli gizli sadaka verenler bu tarafa gelsiiin!

ben yine gözyaşlarıyla uçuşan mesut insanları izliyorum.

bir müddet geçiyor ve artık karşıdan çağırılma ümitlerim kesilmek üzereyken

karşıdan bir ses daha yükseliyor..

-Tenha larda Allahı anarak ağlayan kullar gelin bakalım bu tarafaaaa

ve hemen yanıbaşımdan biri yükseliyor ona tutunmak istiyorum ama o mutlu mesut uçup gidiyor.




hey gidi diyorum ..

artık üzülme sevin.. sen tenhalarda rabbin için gözyaşı dökersinde rabbin bugün seni unutur mu?

Buhâri ve Müslim'in Ebû Hureyre (r.a.) den rivayet ettiklerine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ onları hiçbir gölgenin bulunmadığı (Kıyamet) gününde Arş'ın gölgesinde gölgelendirir. Adaletli yönetici, Allah'a ibadetle büyüyen genç, kalbi camilere bağlı kimse, Allah için birbirini seven, bu uğurda bir araya gelip bu sevgi ile ayrılan iki kimse, mevki sahibi olan güzel bir kadın tarafından birlikte olmaya çağırıldığı halde, "Ben Allah'tan korkarım" cevabı ile karşılık veren kimse, sağ elinin verdiği sadakayı sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka veren kimse, tenha yerde Allah'ı anarak gözleri yaşla dolup taşan kimse." 1- Buhari, Ezan, 36; Zekat,16; Rikak, 24; Müslim, Zekat, 30; Tirmizi, Zühd, 53.

bu taraftaki mahşeri kalabalıkta nur yüzlü insanlar iyice azalıyor. ve uçurumun görünmez cam perdesi büyük biri gürültü
ile açılıyor. insanlarla beraber uçurumun kenarına gelip aşağı doğru bakıyorum.

ve gördüğüm karşısında irkiliyorum

yüzlerce kilometre aşşağıda homur homur yanan bir ateş nehri var sıcaklığı yüzümü yalıyor bütün insanlar korku
ile dizleri üzerine çöke kalıyor..
bende eyvaaah bana diyorum .

işte cehennem. artık ben bedbahlardanım kendime yazık edenlerdenim ne olurdu keşke dünyada allah allah dostlarını sevseydim.
ne olurdu iffetimi koruyanlardan olsaydım.

ne olurdu gizliden sadaka verenlerden olsaydım

ne olurdu tenhalarda rabbimi anıp ağlasaydım

Rabbim bugün onları unutmadı aahhh ahhh..

İnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?" İnsan önceden,
hiçbir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? Andolsun Rabbine,
biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş
olarak hazır bulunduracağız. Sonra, her bir gruptan Rahman'a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli
olanını ayıracağız. Sonra biz ona girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz.
Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.
Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (Meryem Suresi, 66-72)


derken hâlâ bu tarafta olan elleri yüzleri nurlu insanlar aklıma geliyor. diğer yüzü kara insanlarında aklına gelmiş olmalı ki bu tarafta bir koşuşturmadır başlıyor
yüzü kara insanlar yüzü aydınlık insanların peşlerine takılıyorlar onlarda onları istemiyor. bende nur yüzlü bir adam ararken birisi arkamdan bana yapışıyor.
-ne olur şu nurundan azicik bana ver  diyor.

şaşırıp kalıyorum bende hiç nur yok ama yüzüm onun gibi kara değil.

arkanı dön ve yanımdan uzaklaş benim derdim bana yeter diyorum. ama adam bana yapışıyor tam o esnada yine yerden cam gibi
bir duvar yükseliyor ve yüzü aydınlık insanlar bir tarafta yüzü karalar diğer bir tarafta geçiriliyor.
biraz olsun ümitleniyorum çünkü vaktiyle iyiki namaz kılmışım abdest almışım işte bu kollarımdaki ve
alnımdaki azıcık ışık
oradan kaynaklanıyor.





O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: " (Ne olur) Bize bir bakın, sizin
nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım."
Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir.
Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet,
dış yanında o yönden azab vardır. (Hadid Suresi, 13)


duvarın üzerinde iri yarı heybetli adamlar beliriyor ve bizim tarafa doğru dönüyorlar

selam size diye sesleniyorlar..

o anda içime bir esenlik bir ferahlama doğuyor.

aynı adamlar duvarın öbür tarafına dönüyorlar..

-Rabbimiz bizleri zalimler topluluğuyla bir kılma diyorlar.

ve öbür taraftaki insanları bir korku ve feryadı figan alıyor.







karşı tarafa bakıyorum kürsünün altından hariç yan tarafta saf saf dizilmiş ordu gibi asker görünümlü insanlar var.



Devamı >>
Mahşer Mizan Sırat -2

Yorum Gönder
Şu An Sitedeki

Dervişten birisiniz