mahşer mizan sirat tasviri 2

Derviş Blog - Kuran Oku - Yasin Suresi Türkçe: mahşer mizan sirat tasviri 2
cüz cüz kuran





Mahşer Mizan sırat Köprüsü tasviri - 2


bu konu tamamen ayet ve hadislerin aslından kopmamaya çalışılarak hayal gücü ile zenginleştirilmiş bir Mahşer günü tasviridir. Allahu Alem noksanlıklardan yanılgılardan hata yapmaktan ona sığınırım.
konunu ilk bölümü için tıklayın;


Kuran ve Sünnet ışığında Mahşer günü tasviri - 1


Ve birden karşı taraftaki o  muntazam sıraya dizilmiş ordu teker teker havalanmaya başlıyorlar bekleşen insanlara birşey veriyorlar derken bir tanesi de bana uzatıyor o kitap gibi şeyi ve sağ elim kalkıp onu alıyor...








ve o güzel melek uçup gidiyor, etrafa mis gibi bir koku yayılıyor...


biran ferahlıyorum settin öbür tarafındaki insanlara bakıyorum onlara da kitap gibi birşey verip eski yerlerine dönüyorlar
Ama onların sol elinde..

Ben elimdeki kitabı açıp okumak istiyorum ama bilmediğim işaretlerle dolu öyle baka kalıyorum...



derken Yeri göğü kaplayan bir nida ;

-Allahın kulu Adem!
Allahın kulu Adem mizan a gelsin!


mahşer mizan sırat

o sırada karşıdan iki melek uçup gölge olan yerden iri yarı nur yüzlü bir adamı tutup arşa çıkarıyorlar ve bir müddet sonra sinevizyon gibi o arsin karşısında bir pencere açılıyor ve orada adem a.s nin hayatı film gibi ama sırf onun görüntüsü etrafında geçiyor.

Anlıyorum ki defterler açılıyor..


mahşer mizan sırat


Ve adem a.s
Iki melekle bulunduğu yerden alınıp melekler tarafından uçurumun en baş noktasına doğru götürülüyor.
Böyle böyle insanlar tek tek çağırıliyor hepside baba adları ve kendi adları ile çağırıliyor ve her seferinde melekler o kişiyi alıp mizan a götürüyor..


Ne kötü şeyler ne günahlar görüyorum o an kendi günahlarım aklıma geliyor eyvah diyorum bütün insanlara rezil olacağım halbuki ben o günahları işlerken kimse bilmeyecek sanıyordum
Ve ses beni çağırıyor ;

-Ali oğlu dervis hesaba gelsin!

Ve o iki güzel kokulu melek kollarımdan tutup beni uçuruyorlar bunlar ne kıza benziyor ne erkeğe bembeyaz birbirlerinin fotokopisi insan siluetleri melekler beni götürürken içimdeki pişmanlık ve korku o kadar artıyor ki
kalbim yerinden çıkacak gibi  ve bulut gibi bir mekana geliyorum dönüp aşşağıya baktığım zaman hayretler içinde kalıyorum gözümalabildigince dümdüz bir ova silme insan dolu daha önce hiçbir mitingde hiçbir mekanda göremediğim milyarlarca kalabalık uğultuları buralara geliyor ve o uçurumun altında lav nehri gibi parıl parıl parlayan bir ateş..


Ve alt tarafımda milyarlarca birbirinin fotokopisi nurdan saçsiz sakalsiz göğüssüz ayaksiz cinsel organsız ve kanatsız insan siluetleri  sadece kafaları bedenleri ve elleri kolları var bedenleri etek giymiş insan gibi uzun ve çarşaf gibi ışık huzmesi gibi dalgalanıyor...



Derken bana oku bakalım defterini deniyor ve sağ elimdeki defteri meleklerden biri alıyor ve o sinevizyon gibi olan pencereye atıyor ve benim çocuk sayılabilecek bir yaştaki hayatım film gibi geçmeye başlıyor ben içimden ama o zaman daha çok küçüktüm bilmiyordum diye düşünüyorum filmde herşey var hatta bazı yerlerde içimden geçenleri bile kendi sesimle seslendirmiş bu kitap aman allahım diyorum herşeyi kaydetmiş hiçbirşey eksik değil benim film oynadıkça yan tarafta günah ve sevap sayacı var ve sürekli filmden birşeyler uçuşup ya kırmızı tarafa ya yeşil tarafa gidiyor daha çocukken kırmızı taraf çoğunlukta ben yanmışım diyorum derken bir yardım toplanma sahnesi
Geliyor hatırlıyorum burayı ama ne kadar yardım ettiğimi hatırlamıyorum yardım kutusu bana doğru uzatılıyor elimi cebime atıyorum 1 lira ve 5 lira cikiyor o sırada sevdiğim bir insan oraya giriyor ve içimdeki ses kendi sesimle konuşuyor
A filan da gelmişken bakıyorken 5 lira yi atayım ne kadar cömert desin diyorum ve o anda bunu bütün mahşer meydanı ve belkide o şahısda duyuyor rezil rüsva oluyorum ve filmden kırmızı bir şey çıkıp terazinin sol kefesine oturuyor ağırlık dahada ağır oluyor
Yazıklar olsun bana diyorum keşke allah için verseydim amelim zayi oldu derken çok sevdiğim bir arkadaşımla tartışma sahnem geliyor ve ona bağırarak senin gibi arkadaş olmaz olsun sen ne kadar aşşagılık bir insanmissin diyorum  ve kocaman bir kırmızı nokta gidip teraziye oturuyor
Eyvah diyorum 3 günlük dünya için kırdığım şu kalbin vebaline bak eyvah bana diyorum derken film duruyor ve iki melek o arkadaşımla çıka geliyor ona karşı çok mahcup oluyorum ne kadar ucuz birşey uğruna onu kırdığım aklıma geliyor arkadasim hakkını helal etmemiş allah izin verirse ahirette hesabını sorarım demiş
Arkadasim hakkını bana helal et diyorum onun gönlü hala kırık boynunu büküyor birşey demiyor
Bir anda benim teraziden yeşil noktalar uçuşup onun elindeki kitaba giriyor arkadasim hakkını helal et diyorum boynu bükük duruyor
Bir anda onun defterinden kırmızı noktalar çıkıp benim terazime doluyor arkadasim hakkını helal et bak hiçbirşeyim kalmadı üstüne üstlük senin gunahlarini da yüklendim yalvarıyorum özür dilerim diyorum
Arkadasim boynu bükük duruyor o anda karşısına çok güzel bir köşk görünüyor o köşkün kimin olduğunu bana soruyor ben bilmiyorum diyorum görevli melek o köşk eğer hakkını helal edersen rabbinin sana armağanıdır diyor. Ve oda hakkım helal olsun diyor
O anda gözlerimden sicim gibi yaşlar boşanıyor
Rabbim benim için ona bir köşk verdi rabbim bana rahmet edecek  diye ümitleniyorum
Derken çeşit çeşit günahlarım sevaplarım çıkıyor her günahım çıktığında rezil oluyorum bin pişman oluyorum keşke yapmasaydım diyorum..


sonra öyle bir sahne geliyor ki o sahneden sonrasını hatırlıyorum çok büyük bir günah işlemiştim ve hemen ardından pişman olup tövbe etmiş ve tövbeme sadık kalmıştım allahım bu gunahta görünürse ben ne yaparım diye kara kara düşünürken o sahne ekrana gelmiyor allah tövbemi kabul etmiş bir kere daha ümitleniyorum
Ama hala günahlarım çok
Ve hatırladığım son günlere geliyor herhalde sona yaklaşıyorum
Bir kadir gecesi gece geç vakite kadar ibadet ediyorum sürekli yağmur gibi yeşil noktalar teraziye doluyor ama günahlarda zerre kıpırdama yok derken çok geç vakitte ellerimi açıyorum ve dua ya başlıyorum o anda terazinin kırmızı tarafından bir parça kopup yeşile dönüyor ve yeşil tarafına geçiyor ama hala dağ gibi büyük zerre oynamıyor dua devam ederken birden kırmızı taraf komple siliniyor ve yeşil taraf ağır basıyor ben yine çok seviniyor ve çok ümitleniyorum fakat yine öyle günahlar işliyorum ki film oynadıkça yağmur gibi kırmızı tarafa yağıyor
Kırmızı taraf yine ağır basıyor ve film bitiyor ben tabi artık başıma geleceğe hüngür hüngür ağlarken melekler koluma giriyor beni götürecekler birden gaibden bir ses o kulumun gunahlarini affettim zira o çok sabreder ve beni affınla mağfiretinle yargıla diye çok dua ederdi diyor o anda yüreğime bir titreme korku ile karışık bir sevinç geliyor ki sevinç gözyaşları döküyorum yanlarımdaki meleklerin yüzleri gülüyor selam sana ey rahmete nail olmuş insan diyorlar ve kollarıma girip beni de uçurumun en baş tarafına  götürüyorlar ama bu sefer uçurumun başında bir engel yok ve kocaman upuzun bir köprü var   köprüye gitmem karşıya geçmem gerektiğini anlıyorum fakat köprü düz değil engebeli ve yanlarında tutamak yok yani bir taşa takılsam düşer ve aşağı yuvarlanırım  koşarak geçmek istiyorum ve koşmaya başlıyorum ama koş koş bitmiyor  bazı insanlar görüyorum yerlerde sürünüyor bazıları yanımdan vınn diye birşeyin üzerinde geçiyor göremiyorum
Ben koşuyorum ama hiç yorulmuyorum ve hiç durmakta istemiyorum çabucak bitsin diye koşabildiğim en yüksek hızımla koşuyorum ama susuyorum ağzım dilim kuruyor zaten mahşere geldiğimden beri susuzum burada susuzluğum daha da artıyor  zaten köprünün altındaki alet nehri nin sıcaklığı ta buralara geliyor ve sonunda köprünün sonu görünüyor orada akan bir irmak var irmağı görünce bana bir can geliyor daha hızlı koşmaya çalışıyorum
Derken ırmağın şırıltısı geliyor ve başında bekleyen nur yüzlü bir adam beliriyor elinde kadeh gibi birşey var tek tek gelen insanlara kadehi ırmağa daldırıp su veriyor ve hiç sıra yok bir kişi gidiyor bir kişi geliyor bende su almak için olanca hızımla koşuyorum ve sonunda köprü bitiyor ırmağın başına geliyorum ve o nur yüzlü mübarek zat hoşgeldin ümmetim artık bundan sonra sana korku yok diyerek bana bir kadeh su veriyor o su bana o kadar güzel o kadar güzel geliyor ki dünyada içtiğim su gibi fakat tadı çok güzel ve soğuk bir kadeh suyu lıkır lıkır içtikten sonra susuzluğum geçiyor ve peygamberimin gösterdiği tarafa doğru gidiyorum ve karşıma  yanyana dizilmiş 8 tane kocaman kocaman kapılar çıkıyor ve her birinin başında iri ve gür sesli bir melek var
Namaz kapısı zekat kapısı oruç kapısı hac kapısı cihad kapısı
Affedenler kapısı
Tevekkul edenler kapısı  ve en son kapıda da zikir yada ilim ehli kapısı yazıyor tam okuyamıyorum
Ve beni tevekkul ehli kapısı önündeki melek çağırıyor ey ali oğlu dervis gel bu taraftan diyor
 

6 Yorum:

Adsız dedi ki...

Yazandan allah razı olsun,kelimelerin yetersiz kaldığı anlardan birtanesi,zor yazı.

Adsız dedi ki...

Maşallah barekallah tebrik ederim.cok guzel olmus.rabbim ehli sunnetin alimlerini ve Zikir meclislerini daim kilsin azimizi coga saysin insallah

ahmet cihan genç dedi ki...

Çok güzelmiş yazandan allah razı olsun.

Adsız dedi ki...

güneş

ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.daha fazla hizmetiniz ve daha fazla okuyup doğru yöne döndürdüğünüz olsun İnşaallah.Asla ne olursa olsun affedilmeyecek günahları yazarsanız çok iyi olur.cinayet olduğunu bile bile(inanan ve günah olduğunu bilen biri yaparsa) ama bencillik yaparak çocuk aldırmak affedilemez gibi geliypr bana. bu konuda birşeyler yazarsanız sevinirim.aradığım cevabı bulamadım hala.

Derviş dedi ki...

Asla ne olursa olsun affedilmeyecek günah yoktur kardeşim Allahu Teala kendisine apaçık şirk koşmaktan başka pişman olunup tevbe edilen bütün günahları affeder. Allah kullarına karşı çok merhametlidir. Bir an için o bahsettiğiniz büyük gunahları işleyen ve çok pişman olan kişiyi kendiniz olarak düşünün ve Elinize Kuran'ı Kerim meali aldığınızı rastgele bir sayfayı açıp şunları okuduğunuzu düşünün;
"EYY GÜNAHA GİRMEDE HADDİ AŞAN KULLARIM!
Allah'ın rahmetinden ümidi kesmeyin çünkü Allah çok affedicidir, çok merhamet sahibidir. ZÜMER/53

Unknown dedi ki...

Cok guzel anlatilmis ozellikle kul hakki

Şu An Sitedeki

Dervişten birisiniz